
Bu sürecin özü birkaç başlıkta toplanır.
Bütçe yönetimi en başta gelir.
Ne yapılacağı belliyse, neye mal olacağı da bellidir. Belirsizlik varsa bütçe kaçar. Kaçan bütçe, duruşu değil şirketi yorar.
Personel planı, sayıdan ibaret değildir.
Doğru insan, doğru işte mi? Asıl soru budur. Çok kişi değil, doğru ekip iş bitirir.
Dış tedarikçi ve taşeron organizasyonu disiplin ister.
Herkes ne yapacağını, ne zaman yapacağını bilmiyorsa sahada karmaşa olur. Karmaşa da süreyi uzatır.
Malzeme ve stok durumu, duruşun sessiz belirleyicisidir.
Eksik parça, en pahalı parçadır. Çünkü zaman kaybettirir.
Üretim ekipleriyle yapılan ortak planlama, duruşu gerçekçi kılar.
Üretimi dinlemeden yapılan bakım planı, sahada revize edilir. Sahada revize edilen plan ise plan değildir.
İSG, bu sürecin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Planlı duruşlar, risklerin arttığı dönemlerdir. Enerji izolasyonu, LOTO uygulamaları, sıcak işler ve yüksekte çalışmalar net kurallarla yönetilmelidir. Güvenlik, duruşa göre esnetilecek bir konu değildir.
Ve en kritik konu:
Kalkış.
“plan the take-off,not the stop”
Çünkü duruş başladığında artık yeni bir şey planlanmaz.
O saatten sonra tek hedef vardır:
Nasıl kalkacağız?
Hangi hat ne zaman devreye girecek, kaç kişi gelecek,kaç ambalaj yapılacak..
Bunlar duruş başlamadan belliyse, sonuç bellidir.
Şunu unutmamak gerekir:
Duruş, durmak için değil; daha sağlam kalkmak içindir.